| 1 | ما الطباق المعنوي؟ | Manevî tıbâk nedir? | هو التضاد في المعنى لا في اللفظ الصريح، بحيث يُفهم التضاد من السياق أو الدلالة لا من الكلمة ذاتها. | Açık lafızda değil, anlamda zıtlık olmasıdır; tezâd kelimenin kendisinden değil, bağlam veya delâletten anlaşılır. | ﴿أَوَمَن كَانَ مَيْتًا فَأَحْيَيْنَاهُ﴾ — الميت: الضال، الحي: المهتدي (طباق معنوي) |
| 2 | ما التقابل في البديع؟ | Bedî'de tekâbül nedir? | هو أن يُقابَل بين معانٍ متعددة على الترتيب بالتضاد أو بغيره. وهو أعمّ من المقابلة. | Birden fazla anlamın sırasıyla zıtlık veya başka yollarla karşılaştırılmasıdır. Mukâbeleden daha geneldir. | ﴿هُمُ الَّذِينَ كَفَرُوا وَصَدُّوكُمْ عَنِ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ﴾ |
| 3 | ما المذهب الكلامي في البديع؟ | Bedî'de mezheb-i kelâmî nedir? | هو أن يورد المتكلم حجة عقلية على دعواه تُشبه براهين المتكلمين (علماء العقيدة) في قوتها وإحكامها. | Mütekellimin, iddiası üzerine kelâm âlimlerinin (akâid bilginlerinin) delillerine benzer güçlü ve muhkem bir aklî hüccet getirmesidir. | «لو كان فيهما آلهة إلا الله لفسدتا» — حجة عقلية على التوحيد |
| 4 | ما حسن الابتداء وبراعة الاختتام؟ | Hüsn-i ibtidâ ve berâat-ı ihtitâm nedir? | حسن الابتداء: أن يكون مطلع الكلام جميلًا جاذبًا مناسبًا للموضوع. براعة الاختتام: أن يكون الختام مؤثرًا يترك أثرًا في النفس. | Hüsn-i ibtidâ: Sözün girişinin güzel, çekici ve konuya uygun olması. Berâat-ı ihtitâm: Sonucun etkileyici olup nefiste iz bırakmasıdır. | حسن ابتداء: ﴿الْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ﴾ — براعة ختام: ﴿مِنَ الْجِنَّةِ وَالنَّاسِ﴾ |
| 5 | ما براعة الاستهلال؟ | Berâat-ı istihlâl nedir? | هي أن يُشير المتكلم في مطلع كلامه إلى ما سيتحدث عنه بعبارة لطيفة جامعة تدل على المقصود. | Mütekellimin, konuşmasının başında konusuna zarif ve kapsamlı bir ifadeyle işaret etmesidir. | ابتداء قصيدة مدح بالحنين إلى الممدوح دون ذكره صراحة |
| 6 | ما الإرصاد (التسهيم)؟ | İrsâd (teshîm) nedir? | هو أن يُجعل في أثناء الكلام ما يدل على آخره قبل الوصول إليه، فيعرف السامع المقصود قبل تمامه. | Sözün içine, sonuna ulaşmadan sonunu gösteren bir ipucu koymaktır; böylece dinleyici tamamlanmadan önce kastedileni anlar. | «قال أبو تمام» — يُرصد القافية بإشارات في الصدر |
| 7 | ما التغاير؟ | Tegâyür nedir? | هو استعمال صيغتين مختلفتين للتعبير عن معنى واحد في سياق واحد، تجنبًا للتكرار وإثراءً للتعبير. | Tekrardan kaçınmak ve ifadeyi zenginleştirmek için tek bir bağlamda aynı anlam için iki farklı sîga kullanmaktır. | ﴿مَن يَعْمَلْ سُوءًا يُجْزَ بِهِ﴾ و﴿مَن يَفْعَلْ ذَٰلِكَ﴾ — يعمل/يفعل تغاير |
| 8 | ما العكس والتبديل؟ | Aks ve tebdîl nedir? | هو أن تُقدِّم جزءًا من الكلام وتؤخر ما كان مقدمًا في جملة أخرى مع الحفاظ على المعنى أو تغييره. | Sözün bir bölümünü öne alıp başka cümlede öne alınmış olanı arkaya atmaktır; anlam korunarak veya değiştirilerek yapılır. | ﴿يُخْرِجُ الْحَيَّ مِنَ الْمَيِّتِ وَيُخْرِجُ الْمَيِّتَ مِنَ الْحَيِّ﴾ |
| 9 | ما الترصيع؟ | Tersî' nedir? | هو أن تتوافق كلمات الفقرة الأولى مع كلمات الفقرة الثانية وزنًا وتقفية، وهو أتمّ أنواع السجع. | Birinci fıkranın kelimeleriyle ikinci fıkranın kelimelerinin vezin ve kafiyede uyuşmasıdır; sec'in en tam türüdür. | «فهو يطبع الأسجاع بجواهر لفظه / ويقرع الأسماع بزواجر وعظه» |
| 10 | ما الإدماج؟ | İdmâc nedir? | هو أن يُدمج المتكلم غرضًا في غرض آخر بحيث لا يظهر الثاني مقصودًا بل يأتي تابعًا للأول. | Mütekellimin bir maksadı diğerinin içine gizlemesidir; ikincisi kastedilmiş görünmeyip birincinin tâbii olarak gelir. | مدح الممدوح أثناء وصف معركة دون الانتقال الصريح للمدح |
| 11 | من مؤسس علم البديع؟ | İlm'ül-Bedî'in kurucusu kimdir? | يُعدّ عبد الله بن المعتز (ت 296هـ) مؤسس هذا العلم بكتابه «البديع» الذي حصر فيه 17 نوعًا. ثم طوّره قدامة بن جعفر والسكاكي. | Abdullah b. el-Mu'tez (ö. 296h), 17 tür saydığı 'el-Bedî'' adlı eseriyle bu ilmin kurucusu kabul edilir. Ardından Kudâme b. Ca'fer ve Sekkâkî geliştirmiştir. | كتاب «البديع» لابن المعتز — أول كتاب متخصص |
| 12 | ما الجناس المقلوب؟ | Maklûb cinâs nedir? | هو أن تتفق الكلمتان في الحروف ولكن يختلف ترتيبها، كأن يكون أحدهما عكس الآخر في الترتيب. | İki kelimenin harflerde uyuşup sıralamada farklılaşmasıdır; birinin tersten okunuşu diğeri gibi olabilir. | «حسامه فتح لأوليائه حتف لأعدائه» — فتح/حتف جناس مقلوب |
| 13 | ما المزاوجة في البديع؟ | Bedî'de müzâvece nedir? | هي أن يُزاوج بين معنيين في الشرط والجزاء أو الطلب والجواب بحيث يقع في كل منهما ما يناسب الآخر. | Şart-cezâ veya talep-cevâpta iki anlamı, her birinde diğerine uygun düşen şey olacak şekilde eşleştirmektir. | «إن زرتنا أكرمناك وإن غبت عنا ذكرناك» |
| 14 | ما التفريع في البديع؟ | Bedî'de tefrî' nedir? | هو أن يبدأ الكلام بذكر أمر عام ثم يُفرَّع إلى تفاصيل تُوضح المعنى وتُكمله. | Söze genel bir hususla başlayıp ardından anlamı açıklayan ve tamamlayan ayrıntılara dallanmaktır. | ﴿إِنَّ الْإِنسَانَ خُلِقَ هَلُوعًا ٭ إِذَا مَسَّهُ الشَّرُّ جَزُوعًا ٭ وَإِذَا مَسَّهُ الْخَيْرُ مَنُوعًا﴾ |
| 15 | ما النشر واللف؟ | Neşr ve leff nedir? | اللف والنشر: ذكر عدة أشياء ثم ذكر ما يناسب كل واحد منها. وهو مرتب (على الترتيب) أو مشوّش (بدون ترتيب). | Leff ü neşr: Birden fazla şeyi zikrettikten sonra her birine uygun olanı zikretmektir. Müretteb (sıralı) veya müşevveş (sırasız) olur. | ﴿وَمِنْ رَّحْمَتِهِ جَعَلَ لَكُمُ اللَّيْلَ وَالنَّهَارَ لِتَسْكُنُوا فِيهِ وَلِتَبْتَغُوا مِن فَضْلِهِ﴾ — مرتب |
| 16 | ما الجمع بين المتضادات؟ | Zıtları bir araya getirme nedir? | هو أسلوب بديعي يجمع بين عدة متضادات في سياق واحد ليُبرز المفارقة ويُثري المعنى بالتباين. | Tek bir bağlamda birden fazla zıddı bir araya getirerek tezâdı öne çıkaran ve anlamı zenginleştiren bir bedîî üsluptur. | ﴿تُؤْتِي الْمُلْكَ مَن تَشَاءُ وَتَنزِعُ الْمُلْكَ مِمَّن تَشَاءُ وَتُعِزُّ مَن تَشَاءُ وَتُذِلُّ مَن تَشَاءُ﴾ |