| 1 | ما النداء وأغراضه البلاغية؟ | Nidâ ve belâgat amaçları nelerdir? | النداء طلب الإقبال بحرف نائب مناب «أدعو». ويخرج لأغراض كالتحسر والتعجب والاستغاثة والزجر والتحذير والتمني والندبة. | Nidâ, 'çağırıyorum' yerine geçen bir edatla yönelme talebidir. Tahassür, taaccüb, istiğâse, zecr, tahzîr, temennî ve nedbe gibi amaçlara çıkabilir. | تحسر: ﴿يَا حَسْرَتَا عَلَىٰ مَا فَرَّطتُ فِي جَنبِ اللَّهِ﴾ |
| 2 | ما مقتضى الحال في البلاغة؟ | Belâgatta muktezâ-yı hâl nedir? | مقتضى الحال هو الأسلوب المناسب للموقف والمخاطب والمقام. فلكل مقام مقال مناسب، وهو جوهر علم المعاني وأساس البلاغة. | Muktezâ-yı hâl, duruma, muhâtaba ve makama uygun üsluptur. Her makamın kendine uygun bir sözü vardır; bu, İlm'ül-Meânî'nin özü ve belâgatın temelidir. | «لكل مقام مقال» — القاعدة الأساسية |
| 3 | ما الالتفات في علم المعاني؟ | İlm'ül-Meânî'de iltifât nedir? | الالتفات هو التحول من أسلوب إلى آخر كالانتقال من الغيبة إلى الخطاب أو من الخطاب إلى التكلم، لأغراض كالتنويع والتنبيه وكسر الرتابة. | İltifât, bir üsluptan diğerine geçmektir; gaipten hitâba veya hitâptan mütekellime geçiş gibi. Çeşitlendirme, dikkat çekme ve monotonluğu kırma gibi amaçları vardır. | ﴿الْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ... إِيَّاكَ نَعْبُدُ﴾ — التفات من الغيبة إلى الخطاب |
| 4 | ما الخروج على مقتضى الظاهر؟ | Zâhirin muktezâsından çıkma nedir? | هو مخالفة ما يقتضيه ظاهر الحال لنكتة بلاغية، كوضع المُظهَر موضع المُضمَر، أو إخراج الكلام على خلاف مقتضى الحال لغرض معيّن. | Bir belâgat inceliği için zâhirin gerektirdiğine muhalefet etmektir; muzharı mudmerin yerine koymak veya sözü kasıtlı olarak muktezâ-yı hâle aykırı çıkarmak gibi. | ﴿أُولَٰئِكَ عَلَىٰ هُدًى مِّن رَّبِّهِمْ﴾ — وضع الظاهر موضع المضمر |
| 5 | ما أسلوب الحكيم؟ | Üslûb-ı hakîm nedir? | أسلوب الحكيم هو تلقّي السامع بغير ما يترقب، إما بترك سؤاله والإجابة عن سؤال لم يسأله، أو حمل كلامه على غير ما قصد. | Üslûb-ı hakîm, dinleyicinin beklentisinin aksini yapmaktır; ya sorusunu bırakıp sormadığı bir soruya cevap vermek, ya da sözünü kastetmediği bir anlama hamletmektir. | ﴿يَسْأَلُونَكَ عَنِ الْأَهِلَّةِ ۖ قُلْ هِيَ مَوَاقِيتُ لِلنَّاسِ وَالْحَجِّ﴾ |
| 6 | ما التعريض في البلاغة؟ | Belâgatta ta'rîz nedir? | التعريض إمالة الكلام إلى جهة العرض (الجانب)، فيُفهم المراد من السياق لا من صريح اللفظ. وهو أبلغ من التصريح في مقامات كثيرة. | Ta'rîz, sözü yan anlama yönlendirmektir; murad, sözün açık lafzından değil, bağlamından anlaşılır. Birçok makamda tasrîhten daha belîğdir. | قول إبراهيم عليه السلام: ﴿بَلْ فَعَلَهُ كَبِيرُهُمْ هَٰذَا﴾ |
| 7 | ما الاحتباك في البلاغة؟ | Belâgatta ihtibâk nedir? | الاحتباك أن يُحذف من كل جملة ما أُثبت نظيره في الأخرى، فيدل المذكور في كل جملة على المحذوف في مقابلتها. | İhtibâk, her cümleden diğerinde bulunan benzerinin hazfedilmesidir; böylece her cümlede zikredilen, karşısındaki cümledeki mahzûfa delâlet eder. | ﴿فَمَنِ اعْتَدَىٰ عَلَيْكُمْ فَاعْتَدُوا عَلَيْهِ بِمِثْلِ مَا اعْتَدَىٰ عَلَيْكُمْ﴾ |
| 8 | ما الإنكار التوبيخي والإنكار التقريري؟ | Tevbîhî inkâr ile takrîrî inkâr nedir? | الإنكاري التوبيخي يُنكر على المخاطب فعل شيء وقع منه، والتقريري يحمل المخاطب على الإقرار بأمر يعلمه. | Tevbîhî inkâr, muhâtabın yaptığı bir fiili kınamak; takrîrî inkâr ise muhâtabı bildiği bir şeyi itiraf etmeye sevk etmektir. | توبيخي: ﴿أَتَعْبُدُونَ مَا تَنْحِتُونَ﴾ — تقريري: ﴿أَلَسْتُ بِرَبِّكُمْ﴾ |
| 9 | ما ضمير الشأن وأغراضه؟ | Zamîr-i şe'n ve amaçları nelerdir? | ضمير الشأن ضمير يُؤتى به في صدر الجملة لتفخيم ما بعده وتعظيمه، ويعود على مضمون الجملة بعده لا على معيَّن. | Zamîr-i şe'n, cümlenin başına getirilerek sonrasını yüceltmek ve büyütmek için kullanılan zamirdir; belirli bir şeye değil, sonraki cümlenin mefhûmuna döner. | ﴿قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ﴾ — «هو» ضمير الشأن |
| 10 | ما أغراض القسم في البلاغة؟ | Belâgatta kasemin amaçları nelerdir? | القسم يُستعمل لتأكيد المقسم عليه في نفس السامع. وقد يخرج إلى التعظيم والتهويل والتنبيه على أهمية المقسم به. | Kasem, muhataba yönelik olarak söyleneni te'kit etmek için kullanılır. Ayrıca ta'zîm, tehvîl ve kasem edilen şeyin önemine dikkat çekme gibi amaçlara da çıkabilir. | ﴿وَالشَّمْسِ وَضُحَاهَا﴾ — قسم بالشمس للتعظيم |
| 11 | ما معنى مراعاة المخاطب في البلاغة؟ | Belâgatta muhâtabı gözetme ne demektir? | هو مراعاة حال المخاطب من حيث علمه وجهله وإنكاره وقبوله، فيُوجَّه إليه الكلام بما يناسب حاله لتحقيق التأثير. | Muhâtabın bilgisi, cehaleti, inkârı veya kabulü gibi durumlarını gözetmek ve etkiyi sağlamak için ona uygun sözü yönlendirmektir. | تأكيد الخبر للمنكر بأدوات التأكيد حسب درجة إنكاره |
| 12 | ما الفرق بين التعريف بأل الجنسية وأل العهدية؟ | Cins lâmı ile ahd lâmı arasındaki fark nedir? | أل الجنسية تدل على حقيقة الجنس أو استغراقه، وأل العهدية تدل على معهود ذهني أو ذكري أو حضوري بين المتكلم والمخاطب. | Cins lâmı, cinsin hakikatini veya istiğrâkını ifade eder. Ahd lâmı ise mütekellim ile muhâtap arasında zihnî, zikrî veya huzûrî bir bilinen şeye delâlet eder. | جنسية: «الإنسانُ ضعيفٌ» — عهدية: «جاء الرجلُ» (معهود ذهنًا) |
| 13 | ما تعريف التقرير في الاستفهام؟ | İstifhâmda takrîr nedir? | التقرير حمل المخاطب على الإقرار والاعتراف بأمر ثابت عنده، بصيغة استفهام وليس طلبًا للمعرفة. | Takrîr, muhâtabı yanında sabit olan bir şeyi ikrar ve itiraf etmeye sevk etmektir; bilgi talebi değil, istifhâm kalıbıyla yapılır. | ﴿أَلَمْ نَشْرَحْ لَكَ صَدْرَكَ﴾ — تقرير بالنعمة |
| 14 | ما الفرق بين مقام الإيجاز ومقام الإطناب؟ | Îcâz makamı ile ıtnâb makamı arasındaki fark nedir? | مقام الإيجاز يناسب حالات العِلم المسبق والعجلة والذكاء، ومقام الإطناب يناسب حالات الجهل والإنكار والحاجة إلى التوضيح والتفصيل. | Îcâz makamı; önceden bilme, acele ve zekâ durumlarına uygundur. Itnâb makamı ise cehalet, inkâr ve açıklama ile tafsîl ihtiyacı durumlarına uygundur. | إيجاز في البرقيات — إطناب في الخطب والمواعظ |
| 15 | ما واضع علم المعاني ومن أشهر العلماء فيه؟ | İlm'ül-Meânî'yi kim kurmuştur ve en meşhur âlimleri kimlerdir? | يُعدّ عبد القاهر الجرجاني (ت 471هـ) واضع أصول هذا العلم في كتابيه «دلائل الإعجاز» و«أسرار البلاغة». ومن أشهر العلماء بعده: الزمخشري والسكاكي والقزويني. | Abdülkâhir el-Cürcânî (ö. 471h), 'Delâilü'l-İ'câz' ve 'Esrârü'l-Belâga' adlı eserleriyle bu ilmin temellerini atan kişi kabul edilir. Sonrasında en meşhur âlimler: Zemahşerî, Sekkâkî ve Kazvînî'dir. | كتاب «دلائل الإعجاز» — أساس نظرية النظم |