| 1 | ما تعريف علم المعاني؟ | İlm'ül-Meânî'nin tanımı nedir? | هو علم يُعرَف به أحوال اللفظ العربي التي بها يطابق مقتضى الحال، فيكون الكلام بليغًا مؤثرًا في السامع. | Arap sözünün muktezâ-yı hâle uygun düşmesini sağlayan durumlarını inceleyen ilimdir; böylece söz belîğ ve dinleyicide etkili olur. | قوله تعالى: ﴿إِيَّاكَ نَعْبُدُ وَإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ﴾ — تقديم المفعول للحصر |
| 2 | ما الفرق بين الخبر والإنشاء؟ | Haber ile inşâ arasındaki fark nedir? | الخبر ما يحتمل الصدق والكذب لذاته، أما الإنشاء فلا يحتمل صدقًا ولا كذبًا، لأنه لا يُخبر عن واقع بل يُنشئ معنى جديدًا. | Haber, özü itibarıyla doğru veya yanlış olma ihtimali taşıyan sözdür. İnşâ ise doğrulanma ya da yalanlanma kabul etmez, çünkü bir durumu aktarmaz, yeni bir anlam oluşturur. | خبر: «السماءُ صافيةٌ» — إنشاء: «اللهم اغفر لي» |
| 3 | ما أغراض الخبر البلاغية؟ | Haberin belâgat açısından amaçları nelerdir? | للخبر غرضان أساسيان: فائدة الخبر (إفادة المخاطب حكمًا لا يعلمه)، ولازم الفائدة (إفادة المخاطب أن المتكلم عالم بالحكم). وقد يخرج لأغراض أخرى كالفخر والمدح والتحسر والاسترحام. | Haberin iki temel amacı vardır: Fâide-i haber (muhâtaba bilmediği bir hükmü bildirmek) ve lâzım-ı fâide (muhâtaba mütekellimin bu hükmü bildiğini bildirmek). Ayrıca övünme, methiye, hasret, merhamet isteme gibi yan amaçlara da çıkabilir. | التحسر: «ذهب الشباب وأيامه» |
| 4 | ما أضرب الخبر الثلاثة؟ | Haberin üç türü nedir? | 1) الابتدائي: للمخاطب الخالي الذهن، يُلقى بلا تأكيد. 2) الطلبي: للمتردد، يُؤكَّد بمؤكِّد واحد. 3) الإنكاري: للمنكِر، يُؤكَّد بمؤكِّدَين أو أكثر. | 1) İbtidâî: Zihni boş olan muhâtaba, te'kitsiz söylenir. 2) Talebî: Tereddüt eden muhâtaba, bir te'kit ile söylenir. 3) İnkârî: İnkâr eden muhâtaba, iki veya daha fazla te'kit ile söylenir. | ابتدائي: «الأرضُ كرويةٌ» — إنكاري: «إنّ اللهَ لغفورٌ رحيمٌ» |
| 5 | ما أدوات تأكيد الخبر؟ | Haberi te'kit etme araçları nelerdir? | من أشهر أدوات التأكيد: إنّ، أنّ، القسم، لام الابتداء، نونا التوكيد، قد، أما الشرطية، الحروف الزائدة، التكرار، والجملة الاسمية. | En meşhur te'kit araçları: inne, enne, kasem (yemin), lâm-ı ibtidâ, te'kit nûnları, kad, emmâ eş-şartıyye, zâit harfler, tekrar ve isim cümlesidir. | ﴿إِنَّ اللَّهَ عَلِيمٌ حَكِيمٌ﴾ — تأكيد بـ«إنّ» |
| 6 | ما أقسام الإنشاء؟ | İnşânın kısımları nelerdir? | ينقسم الإنشاء إلى قسمين: 1) طلبي: يستدعي مطلوبًا غير حاصل وقت الطلب (أمر، نهي، استفهام، تمنٍّ، نداء). 2) غير طلبي: لا يستدعي مطلوبًا (التعجب، المدح والذم، القسم، صيغ العقود). | İnşâ ikiye ayrılır: 1) Talebî: İstek anında gerçekleşmemiş bir şeyi talep eder (emir, nehiy, istifhâm, temennî, nidâ). 2) Gayr-i talebî: Bir talep içermez (taaccüb, medh ve zemm, kasem, akit sîgaları). | طلبي: «اكتبْ واجبَك» — غير طلبي: «نِعْمَ الصديقُ الكتابُ» |
| 7 | ما الأغراض البلاغية للأمر؟ | Emir kipinin belâgat amaçları nelerdir? | يخرج الأمر عن معناه الأصلي (الطلب على وجه الاستعلاء) إلى أغراض كالدعاء والالتماس والتمني والإرشاد والتهديد والتعجيز والتسوية والإباحة والامتنان. | Emir, asıl anlamından (üstlük yoluyla talep) çıkarak duâ, iltimâs, temennî, irşâd, tehdîd, ta'cîz, tesviye, ibâha ve imtinân gibi amaçlara yönelebilir. | دعاء: ﴿رَبَّنَا آتِنَا فِي الدُّنْيَا حَسَنَةً﴾ — تهديد: ﴿اعْمَلُوا مَا شِئْتُمْ﴾ |
| 8 | ما الأغراض البلاغية للنهي؟ | Nehyin belâgat amaçları nelerdir? | يخرج النهي عن معناه الأصلي (طلب الكفّ على وجه الاستعلاء) إلى الدعاء والالتماس والتمني والإرشاد والتوبيخ والتيئيس والتهديد. | Nehiy, asıl anlamından (üstlük yoluyla yasaklama) çıkarak duâ, iltimâs, temennî, irşâd, tevbîh, te'yîs ve tehdîd gibi amaçlara yönelebilir. | دعاء: ﴿رَبَّنَا لَا تُؤَاخِذْنَا﴾ — إرشاد: «لا تمشِ في الطين» |
| 9 | ما الأغراض البلاغية للاستفهام؟ | İstifhâmın belâgat amaçları nelerdir? | يخرج الاستفهام عن حقيقته إلى أغراض كالنفي والإنكار والتقرير والتعجب والتهويل والتحقير والاستبطاء والتمني والتشويق والتهكم. | İstifhâm, hakiki anlamından çıkarak nefy, inkâr, takrîr, taaccüb, tehvîl, tahkîr, istîbâ, temennî, teşvîk ve tehekküm gibi amaçlara yönelebilir. | إنكار: ﴿أَأَنتَ قُلْتَ لِلنَّاسِ﴾ — تعجب: ﴿مَا لِهَٰذَا الْكِتَابِ﴾ |
| 10 | ما الأغراض البلاغية للتمني؟ | Temennînin belâgat amaçları nelerdir? | التمني طلب أمر محبوب لا يُرجَى حصوله أو بعيد الحصول، أداته الأصلية «ليت»، وقد يُتمنى بـ«هل» و«لو» و«لعل» لأغراض بلاغية كالاستبعاد والترجي. | Temennî, gerçekleşmesi umulmayan veya çok zor olan sevilen bir şeyin istenmesidir. Asıl edatı 'leyte'dir. Belâgat amaçlı olarak 'hel', 'lev' ve 'lealle' ile de temennî yapılabilir. | ﴿يَا لَيْتَنِي كُنتُ مَعَهُمْ فَأَفُوزَ فَوْزًا عَظِيمًا﴾ |